top of page

KEK GİBİ KABARAN, SONUNDA DÖNÜŞEN İSTANBUL


1950’lere kadar İstanbul 1milyon nüfusu muhafaza etmişti.

1960’larda gecekondulaşma başladı.

1970’lerde nüfusun çoğalması hissedilir oldu.

1980’lerden itibaren gecekondulaşma çoğaldı. Yerleşimler şehrin boş bölgelerine yayıldı, varoşlar oluştu. Yasal yapılan inşaatların da çoğunluğunda kaçak fazlalıklar yapıldı.

1999 depremiyle insanlar korktu, kendine geldi, başıboşluk durdu. Nüfus 9 milyona yaklaşmıştı. Bu tarihe kadarki yerleşim çoğunluk kaçak olmuş, insanlar boşluk buldukları alanlara yerleşmişlerdi. Bazen Islah İmar Planı, bazen de İmar Affı yapılarak yasa dışılıklar yasal hale sokulmuştu.

2000 yılından önceki şehirleşme Yayılma Dönemidir.

Sonraki yapılaşma yasal, planlı ve ruhsatlı olmuştur. Merkezi ve Yerel yönetimler tarafından Yenileme, Port, Kentsel Dönüşüm, Canlandırma Projeleri uygulanmıştır. Her yapılan inşaat bir öncekinden yüksek, bazıları daha da yüksek yapılmıştır. İstanbul ‘Kabartma Tozu’ atılmış kek gibi kabarmıştır.

2000 yılından sonraki şehirleşme Kabarma Dönemidir.

Yayılma Dönemi, alanda ve yasada boşluk olan yerlere su gibi yayılarak doğaya aykırı olmadan ve had bilerek gerçekleşmiştir.

Kabarma Dönemi öyle değildir. Yasal ve planlı olduğundan doğaya aykırı ve had bilmeden gerçekleşmiştir. Planlara müdahaleyle olabildiğince fazla yapı alanı ve yükseklik elde edilmiştir. Kadim Şehir kentleşmiştir. Diğer yandan yıllardır bu şehirde yaşayanlar evlerini terk etmek zorunda bırakılmışlardır.

(Fotoğraf internetten alınmıştır.)

Örneklersek: Yenileme Projesi yapılan Sulukule’de, Tarlabaşı’nda yüzlerce yıl yaşayanlar şehir dışına çıkarıldılar. Port Projesi yapılan Galata, Haydarpaşa çehre değiştirdi. Kentsel Dönüşüm uygulanan Fikirtepe’de ‘Aidatı öde kira istemem’ denerek kiracı aranır oldu. Canlandırma Projesi uygulanan Kadıköy Tarihi Çarşıda çarşı, Yeldeğirmeni’nde mahalle yok oldu.

İstanbul hoyratça pazarlandı, İstanbul’da İstanbullu barınamaz oldu. Sadece binalar değil insanlar da yaşam da dönüştü. Soylulaşma, Dönüşme, Değişme.. Ne denirse densin.. Fark etmez..

Son yirmi yılda İstanbul fiziki olarak kabardı, görüntü olarak başkalaştı, yaşantı olarak hafızasızlaştırıldı. Binlerce yıl bir öncekini yok etmeden var olmuştu hâlbuki bu şehir. Şaşırtıcı olan, süreci yönetenlerin tutucu ve gelenekçi yapıdan gelmeleridir.

arifatilganKent ve İnsan ARİF ATILGAN MAYIS 2019


Son Yazılar

Hepsini Gör
EMİRGAN İSKELESİ

Emirgan, Sarıyer ilçesine bağlı 8024 nüfuslu bir boğaziçi mahallesidir.  Bizans döneminde “servili orman” anlamında Kyparades adıyla...

 
 
 
KADIKÖY ANIMSAMALARI

1980’li yıllardı. Bir Zamanlar Kadıköy isimli kitabı satın almıştım. Eski yaşanmışlıkları okumayı da dinlemeyi de severim. Adnan Giz...

 
 
 
YALOVA KAĞITHANESİ

Kâğıt ilk olarak MS.105 yılında Çin’de icat edilmiş. Matbaa ise yine Çin’de MS.593’te kurulmuş. Anadolu’ya kağıt VIII.Yüzyılda gelmiş....

 
 
 
bottom of page