KADIKÖYÜ
- Arif Atılgan
- 1 saat önce
- 2 dakikada okunur
2018 yılında kaybettiğimiz ünlü sanat tarihçi Prof. Semavi Eyice ile sohbetlerimiz olurdu. Kendisi özellikle Bizans ve Osmanlı konularında herkesin akıl danıştığı bir üstattı. Kadıköy Yeldeğirmeni’nde yaşadığı için semtin geçmişini iyi bilirdi. Belli ki yokuş olan İskele Sokak’a önce Düz Sokak denmiş. Düz Sokak denince güler, ‘Yahu neresi düz bu sokağın?’ derdi. ‘Hocam orası İskele Sokak oldu artık, Düz Sokak bir altta’ dediğimde ise ‘Neyse. Doğru yapmışlar.’ Cevabını alırdım. Onun bu tip düzeltmeleri eğlenceli olduğu kadar bilgilendiriciydi de. Ama bir konuda çok ciddi olurdu sayın hocamız.
Anlatayım.
Semavi Bey en çok Kadıköy kelimesine takılırdı. Her defasında ‘Hayır. Kadıköy değil. Kadıköyü.’ Diyerek kelimenin düzeltilmesini isterdi. Fatih Sultan Mehmed Bizans’ı yani İstanbul’u fethettikten sonra şehrin ilk kadısı olarak Hızır beyi görevlendirir. Kadılar bulunduğu yerleşimde padişahı temsil edermiş. Ama bilindiğ gibi esas görevi bugünkü tanımla hakimliktir. Bu sıfatı dolayısyla Hızır Beye, bir nevi ek gelir anlamında ‘arpalık’ olarak Bizans dönemindeki Kalkedon tahsis edilir. İşte bu bölgeye o tarihten sonra Kadı’nın Köyü anlamında Kadıköyü denmiştir. Yani güzel ilçemizin adı aslında Kadıköyü’dür. Tam olarak ne zaman ismi kısaltılmıştır bilinmiyor. Ama biz tahmin etmeye çalışalım.
1938 yılında Safiye Erol Kadıköyü’nün Romanı isimli eserini yazmıştır. Demek ki 1930’lu yıllarda bu kelime kullanılıyordu. 1997 yılında da Çelik Gülersoy bir yazısında ‘Kadıköyü’ kelimesini savunmuş. Hatta iskelenin tabelasında da öyle yazıldığını iddia etmiş. Kendimden de örnek vereyim. 1950’li yıllarda büyüklerimin ‘Kadıköyü’ne gidiyorum’ veya ‘Kadıköyü’nden geldim’ gibi cümlelerini duyardım. Çocuk kafamla onların yanlış cümle kurduklarını düşünürdüm.
Özetlersek…
Burası M.Ö.685 yılında Kalkedon, 1453 yılında Kadıköyü olmuş. 1950’lerden sonra da Kadıköy denmiş.
Kalkedon bize ait kelime değil. Ama Kadıköyü bize ait. Üstelik aklımızı zorluyor. Kadıya ait bir köy yani Kadı’nın Köyü olduğunu düşündürüyor.
Gelelim Kadıköy’e… 1950’lere kadar Kadıköyü denmiş. Sonra yavaş yavaş Kadıköy olmuş. Yeldeğirmeni, Çarşı, Moda tarihi değeri olan eski Kadıköy olarak kalmış. 1970’lere kadar Bağdat Caddesi, Acıbadem tarafları bahçeli evler halini korumuş. Ama sonra apartmanlaşma başlamış. 2000’lere gelindiğinde Kadıköy Kadıköyü halinden pek bir şey kaybetmemiş.
Ancak…
2005 yılında Tarihi Çarşı ve 2010 yılında Yeldeğirmeni Canlandırma Projeleri soylulaşmayı başlatmıştır. Dolayısıyla evler de dükkanlar da insanlar da değişmişlerdir. Kadıköy’ün diğer bölgeleri de bu iki projenin etkisiyle aynı değişimi yaşamışlar. Yakında Yeni Kadıköy adı konursa şaşmamalıyız. Neyse… Yazının yönünü değiştirmeyeyim.
Bu arada…
Fenerbahçe’nin de adı Fenerbahçesi’dir. Osmanlı zamanında yapılmış olan deniz feneri dolayısıyla buraya Bağçe-i Fener, daha sonra da Fenerbahçesi denmiş. O kelime de sonraları Fenerbahçe olarak kısaltılmış.
Araştırılırsa bu anlamda kısaltılmış çok kelime bulabiliriz. Halbuki o kelimeler sayfalarca yazının özeti oluvermektedir bizlere.
Amacım Kent Hafızasını canlı tutmaktır. Bu işi üstüme vazife edinmişim. Huyumu değiştiremem ki…
ARİF ATILGAN 2025 ARALIK

Yorumlar