top of page

YALOVA İSKELESİ

9 dakika önce
4 dakikada okunur

Yalova’da yaşam tarih öncesine kadar gider. O zamanın en bilinen devletleri Bitinya Krallığı ile Roma İmparatorluğu’dur. M.S. 395’te Roma İmparatorluğu bölünür. Yalova Doğu Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalır. Bölge 1326 yılında Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine geçmiştir. 1920-1921 arasında kısa bir süre Yunan işgali yaşanmış.


1929 yılında Kocaeli’nin Karamürsel ilçesine bağlı bucak iken ilçe yapılarak İstanbul’a bağlanmıştır. Bu kararda Yalova’yı çok seven Atatürk’ün etkisi büyüktür. Kendisi her yıl yaz mevsimlerini burada geçirip burayı yazlık başkent gibi kullanırmış.


Yalova 1995 yılında il olur. 847km2 ile Türkiye’nin en küçük ilidir. Yüzölçümünün kabaca %10’unda yerleşim vardır. Gerisi dağ, tepe, orman, çayır, tarla vs dir. 127km uzunluğunda deniz kıyısına sahiptir. Yalova’da güneş denizden doğar denize batar. 43 adet köyü, 2000 yıllık Termal Kaplıcaları vardır. Nüfusu 311635’tir.


1878’de Kafkasya ve Dağıstan’dan gelenler olmuş. 1924 yılındaki mübadelede (takas) Selanik mübadilleri gelmiş. Dedem, babaannem, babam, amcalarım mübadildir. 1970’lerde yurt içinden göç almış.


Yalova İskelesi…


1898 Yılında 2. Abdülhamid döneminde İstanbul’dan Yalova’ya seferler başlatılır. Padişah, babaannesi için Termal Kaplıcaları’nı onarımdan geçirtmiştir.


1929 Yılında Atatürk Yalova İskelesi’ne inerek Yalova’ya ilk ziyaretini gerçekleştirmiştir.  


1940’lı yıllarda İskele denize uzanan bir durumdadır. Gişelerin de bulunduğu kumsaldaki yolcu salonu ahşaptır.

                                                        

1950’li yıllarda arabalı vapur için ekleme yapılır, iskele binası kagir olur. Bu arada iki yandaki kumsalın üzerine beton rıhtım yapılmıştır.


1960’larda İskele denize uzamış, yolcu salonu biraz daha büyümüştür.


1970’lerde kıyıya yeme-içme tesisleri eklenmiştir.


1990’larda bu iskeleye İDO’nun deniz otobüsü seferleri de yapılır.


2004 yılında kıyı doldurulur. İskele ve alanı yenilenir, genişletilir.


Ayrıca yaklaşık 800m doğusuna Feribot İskelesi yapılır.


2013 yılında Deniz Otobüsü İskelesi yeniden inşa edilir.


İlerideki Feribot İskelesi de büyültülerek yenilenir.


2017 Yılında Deniz Otobüsü İskelesi devreden çıkarılır.


Feribot İskelesi tek kalır.

      

2026 yılında yani günümüzde Yalova’da sadece Feribot İskelesi bulunmaktadır. Buradan Pendik ve Yenikapı’ya arabalı vapur seferleri yapılmaktadır.


Yalova’yı 1950’li yıllardan beri bilirim. O zamanlar Galata Köprüsü üzerindeki Köprü İskelesinden kalkan vapurlar Ekspres ve Posta seferleri yaparak Yalova’ya gelirlerdi. Ekspres seferde, sadece Heybeliada ve Büyükadaya uğranır dolayısıyla ulaşım çabuk olurdu. Posta seferinde ise Kadıköy dahil tüm adalara uğranır, bu arada her iskeleye oranın postaları bırakılırdı.   


1950’ler ve 1960’lar… İskeleden indiğinizde otobüs çığırtkanlarının ‘Bursa… Bursa…’  seslerini duyardınız. Her biri sahildeki kendi firmasının otobüsüne yolcu bindirmeye çalışırdı. Küçük bir kasabaydı Yalova. Sahildeki Gazi Paşa ve Yalı (Cengiz Koçal) Caddelerini saymazsak iki cadde vardı. İstanbul Caddesi ile Fatih Caddesi. Ötesi boştu ve oralarda elektrik-su da yoktu. İskele Meydanında Paşaköyden gelen Paşasuyu’nun musluklarının olduğu küçük yapı bulunurdu…

 

İstanbul Caddesi’nde babamın bir arkadaşının kasap dükkanı vardı. Ona uğrayıp sohbeti severdi. Selanik, Drama, Demirciören Köyünden tanış olurlardı. Onlar küçükmüş mübadelede. Arkadaşının babasının Selanik’te Atatürk’le çocukluk arkadaşı olduklarını konuşurlardı. Hayranlıkla dinlerdim onları… Fatih Caddesi tarafı Karamürsel’deki NATO Tesislerinde çalışan Amerikalıların mahallesiydi. Bir ve iki katlı bahçeli evler vardı. O bahçelerde yerlere atılmış bisikletler ilgimi çekerdi. Benim için çok önemli bir oyuncaktı onlar çünkü… O zamanlar Sazlık adıyla bilinen Hacı Mehmet Ovası’nı keşke günümüz yöneticileri görmüş olsaydı. Şimdiki Adnan Menderes Mahallesi. Diyarbakır’ın Hevsel Bahçeleri gibiydi. Anlayın. O cennet gibi alan şimdi binalarla dolu oldu… Gazi Paşa Caddesi’nde PTT ve yerini zorlukla anımsadığım kaymakam evi vardı. Bu cadde Atatürk’ün Araştırma’daki Yürüyen Köşkü ile Termaldeki Atatürk Köşkü arasındadır. Atatürk iki yanına çınar ağaçları diktirerek burayı Hıyaban (iki yanı ağaçlı yol) haline sokmuş. Arada bir Termal minibüslerinin geçtiği sakin bir yoldu. Hemen altı da denizdi. Ben buradan rahmetli Hasan Amcamın kullandığı öküz arabasıyla geçtiğimi anımsıyorum. 7 veya 8 yaşımdaydım. Demiştim ki amcama ‘İleride Yalova kalabalık olursa ağaçları keserler belki.’ İlkokul mezunu bile olmayan amcamın cevabı ülkenin tüm belediye başkanlarına ders niteliğindeydi. ‘Ağaçlar olmazsa bu yolun tadı mı kalır be Arif.’ Ben o gün de bu gün de o yola bayılırım. Yalovalı için hayattır orası. Sevgili Atamıza ‘Teşekkür ederim’ hepimiz için…


Mümin Amcam ise hergün koyunların ve ineklerin sütünü güğümlerle ata yükleyip merkezdeki süthaneye götürürdü. Yıllar sonra öğrendim ki hayatım boyunca bayıldığım iki yoğurt markası Yalova’nınmış ve onların üretiminde bizim sütler de varmış. Turnalar ve Tikveşli yoğurtları…  Top Sahası. Yani futbol sahası. Şimdiki stadyumun ve tüm çevresinin bulunduğu alan. Büyük bir çayırdı. Küçük Amcam belediyeden mera olarak kiralardı. Evi tepedeki eski değirmenin üst tarafındaydı. O arazi bizim sülalenindi. Top Sahası, çayırın ortasında etrafı uzun tomruklarla çevrili bir alandı. Amerikalılar burada 60-70cm ebadındaki maket uçaklarını uçururlardı. Bazen bağladıkları ip kopar uçak dağda bayırda bir yere düşerdi. Birgün tepelerdeki böğürtlenlere takılmış bir uçak bulmuştum. Kanadı kırıktı. İnce çıtalarla yapılmış iskeletin üzerine grafon kağıdı kaplanmış. Minik bir motoru ve pervanesi vardı. Uçurmayı beceremedim. İstanbul’a götürdüm. Odamdaki çizim masamın üzerine tavana astım. Dekor olarak…  


Günümüze gelirsek… İki caddesi olan Yalova dağlara kadar büyümüş neredeyse. Üstelik en yukarılardaki köylerde bile elektrik-su-doğalgaz var. Eski İskele yok. Paşasuyu da yok. Babamın arkadaşının kasap dükkanı Fatih Caddesi’ne taşınmıştı. Onlar da kapattı 5-6 yıl önce. Yoğurthaneler kapatılmış. Top Sahası stadyum olmuş. Çevresi de başka yapı ve tesislerle dolmuş. En güzel haber Hıyabanın yayalaştırılmış olması.


Yalova’da eskiye ait hiçbir şey kalmamış. 1957 yılında yapılışını bildiğim Amcamın tek katlı evini görüyorum sadece. Apartmanların arasında aramanız gerek. O da yakında inşaata verilir zaten.   


Yaşamım boyunca İstanbul-Kadıköy’de tüm yeşilliğin nasıl yok olduğuna şahit oldum. 13 yıl önce Yalova’ya ev yaptığımda bir çok alan tarlaydı. İnce köy yolları vardı. Yok oldular. Olmaya devam ediyorlar. Özetle buranın da yeşilliğinin yok olmasına şahit oluyorum.


Yalova İstanbul’un en uzak iskelesi idi. Günümüzde İstanbul’un değil. Yalova İskelesi Yalova’nın artık.


ARİF ATILGAN 2026 EKİM 


 

Yorumlar


bottom of page