(KARDEŞİM) M.NİHAT ATILGAN’I KAYBETTİM
- Arif Atılgan
- 6 saat önce
- 3 dakikada okunur
Nihat lise son sınıfta kompozisyon dersinden sınıfta kalmıştı. Hoca takmış. Üniversite sınavında kazanmıştı bir yerleri halbuki ama boş. Onun hayatının dönüm noktasıdır. Babam dedi ki bana ‘Nihat’a sen sahip çık. Hepiniz okudunuz o okuyamadı.’ Babamın sözünü dinledim. Kardeşten ileridir ilişkimiz. Bilenler bilir.
Hastalık sürecine gelirsek…
2023 yılının Mart ayında 30 gün yoğun bakımda kalmıştı. Hatta oradayken bir gün doktorlar telefon edip tüm yakınlarının gelmesini, vedalaşmasını ertesi güne çıkamayabileceğini söylemişlerdi. Ama iyileşti ve çıktı. Eve getirildiğinde yatakta doğrulamıyordu. Ablamla aynı apartmanda altlı üstlü dairelerde oturuyorlardı. Gördüm ki Nihat’ın evde yaşaması çok zor. Bir huzurevi buldum. Ertesi gün 1 Nisandan itibaren oraya yerleştirdik. Orada oldukça iyi idi. Yataktan kalkamazken kilo almış dolaşmaya başlamıştı. Haftada en az bir kere doktor kontrol ediyor, yemesi, içmesi, temizliği, saç-sakal traşı vs herşeyi ile ilgileniliyordu. 2023 yılının Ekim ayında bana telefon etti. ‘Ablam benimle ilgelenmeyecekmiş.’ Dedi. Morali çok kötüydü. Yalova’daki evdeydim. Hemen İstanbul’a gittim. Maddi-manevi her sorumluluğunu üzerime aldım. Ona belli etmiyordum ama zor bir döneme girmiştim. Artık yeni bir yaşam düzenim oluşmuştu. Hayat devam ediyordu. Öyle veya böyle.
Her şey daha düzgün olsun diye mahkemeden vasilik yapmıştım. Ama o bize çok sorun oldu. Bir yıl kadar sonra yine mahkemeden son verdirdim.
Huzurevi ona iyi gelmişti. Her şeyi karşılanıyordu. Örneğin günde en az üç defa oksilen veriliyor, ağzında biriken balgamlar dişçilerde kullanılan aletle temizleniyordu. Koahtı Nihat.
2025 yaz mevsimi… Maddi konuları rölanti duruma soktum. Rahat duruma girdim. Ama onda yürüme sıkıntıları başladı. Düşüveriyordu.
15 Ekim 2025… Beni aradı ve arabanın anahtarını kaybettiğini filan anlattı. En az 20 yıl önceye gitmiş, hayal görmeye başlamıştı. Hiç aklıma gelmeyen bir durum. Yine sıkıntılar başlıyordu. Vekalet almam gerekiyordu. Onun için de önce aklı başında raporu almalıydım. Arabaya bindiremiyordum. İstanbul’a sonraki gelişimde almayı planladım.
30 Ekim 2025 günü huzurevinin sahibi telefon etti. Kurumun doktoru ‘acilden hastaneye kaldırıp emar vs bazı tetkiklerini’ istemiş. Ben de gittim. Hastanede görüştüm de üstelik. On gün kadar gittim geldim. Konuşuyorduk ama söyledikleri anlaşılmıyordu. ‘Arapça yayın yapıyorsun’ diyerek şaka da yaptım. ‘Uykudan yeni uyanınca öyle oluyor’ dedi. Kaçıncı gün anımsamıyorum. Bir keresinde yine anlaşılmaz konuşuyordu. Arada anlaşılır bir şekilde ‘Sen çok büyük adamsın’ deyiverdi. Sonra yine anlaşılmaz konuşmaya başladı.
Yalova’daki ev biraz tenhadadır. Uzun süre boş bırakılmıyor. Huzurevi sahibi ‘Nihat’la kendisinin ilgilendiğini, zaten hasta sahibi huzurevi kurumsalı olduğunu, endişe etmememi’ söyledi. Yalova’ya geldim. 2-3 gün kaldım ki hastaneden arayıp ‘Nihat’ı entübe ettiklerini’ söylediler. Hemen gittim. Yanına girdim. Çok sıkıntılı bir dönem. Yukarıda söylemiştim. KOAHTI. Ağzından bir hortumla hava, burnundaki hortumla gıda veriyorlar. Hastanede bir şey yapamıyorsunuz. İzin verildiği saatte belirli süre yoğun bakım ünitesine girip biraz durup çıkıyorsunuz. Hele bu son entübe dönemi daha da kötü. Onun anlaşılmaz bir şeyler söylediği safhayı bile arıyordum. Doktoru ‘uyku ilacını kesip uyandıracaklarını, tepkisine göre hareket edeceklerini’ söyledi. Ertesi günü merakla gittim. Uyumaya devam ediyordu. Doktoru ‘Uyanmadı. Bekliyoruz.’ Dedi.
Yalova’ya geldik. Sabah telefon geldi. Değişiklik yoktu. Sonraki gün telefon geldi. Kalbi durmuş. Suni teneffüse başlamışlar. Huzurevi sahibine telefon ettim. O gitti hemen hastaneye. Eşimle ilk vapura yetiştik. Sonrası tatsız…
Morgda gördüm. Soğanlıktaki cenaze işlerinde yıkanmaya girerken ben de içeri girdim. İşleri bitince yanağını öptüm. Vedalaştım.
Altıntepe Camii’nde cenaze namazı ve Karacaahmet mezarlığı.
Ertesi günü mezarlığa gittim. Ben her yakınımı defnettikten bir gün sonra gider kendimce onunla konuşurum. Nihat’la da uzun süre konuştum. Anneannem ve Annemin üzerine gömülmüştü. Onlarla da konuştum. Kardeşimi onlara emanet ettim.
Bir sonraki gün Yalova’ya döndük. Hacımehmet Köyü mezarlığındaki babama gittik. O da orada annesi ve kardeşleriyleydi. Babamla da kendimce konuştum. Anlattım. Çevresinde yatan babaannem, amcalarım sanki başlarını kaldırıp ‘Nihat’ta mı?’ diyorlardı …
Eve döndüğümüzde kafam bomboştu. Her şey bitmişti. Hem psikolojik hem fizyolojik müthiş yorgun olduğumu hissettim. Yay gibi gergin iki yıl geçirmiştim. İpi çözülüvermişti sanki gergin yayın.
Öyküyü çok kısalttım. Ama sigara içenlere ‘içmeyin şunu’ demek istiyorum. İçmeyin… İçmeyin ne olur…
ARİF ATILGAN 2025 KASIM

Yorumlar