PENDİK İSKELESİ
- 9 dakika önce
- 3 dakikada okunur
Pendik İlçesi doğuda Tuzla, batıda Kartal, güneyde Marmara Denizi, kuzeyde Sultanbeyli ile komşudur. Nüfusu 752033, yüzölçümü 190km2 olup 9km sahili bulunmaktadır. Deniz seviyesinden ortalama yülksekliği 39 metredir. Bölgenin bilinen en eski ismi Pantikapeondur. Bu isim Osmanlı döneminde Pendik olmuştur.
Pendik’te 1961 yılında yapılan kazılarda üç-dört bin yıl öncesine ait insan kalıntıları bulunmuş. Milattan önce Roma’nın, Milattan Sonra 395 yılından itibaren Doğu Roma’nın İmparatorluk sınırları içerisindeymiş. Zaman içinde çeşitli ordular tarafından zaptedilip el değiştirmiş. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethiyle Osmanlı’nın olmuştur. 1798-1889 yılları arasında 3 büyük yangın geçirmiş.
Pendik İstanbul’un ilk planlı yerleşimidir. 1889 yılında olan son yangın sonrası Padişah Abdülhamid Pendik’i yeniden kurmayı amaçlamış. Bu konuda görevlendirilen Ayan Meclisi Senato Hariciye Encümen Reisi Azaryan Efendi Paris’ten mimar-mühendisler getirerek burayı planlatmıştır. Hatta kendi isminin ilk harfi olan A harfini plana işletmiştir. Gazipaşa ve İsmetpaşa Caddeleri harfin iki ayağını, Dr. Orhan Maltepe Caddesi ise ortadaki yatay çizgiyi belirler.
1924 mübadelesinde Yunanistan’dan gelen Türkler Pendik’e de yerleştirilmişler. 1930-1970 arası Anadolu’dan gelenlerle nüfus 30000’lere ulaşmış. 1980 Yılındaki Nazım Plan ile buraya sanayinin getirilmesi nüfusu arttırmıştır. 1990 yılındaki nüfusu 235000’dir.
Pendik, 04.07.1987 tarihinde 19507 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 3392 Sayılı Kanun’la Kartal’dan ayrılarak müstakil ilçe olmuştur.
Burada Gözdağı, Ömerli Barajı, Sabiha Gökçen havaalanı ve Tersane gibi önemli tesisler bulunmaktadır. Haydarpaşa-Söğütlüçeşme’den kalkan şehirler arası trenler sadece Bostancı ve Pendikte dururlar.
İskele…
1888-1895 tarihli haritada Pendik İskelesi görülür,
1913 yılında Pendik İskelesinin fotoğrafları vardır.
1920 ve 1948 yıllarında da iskelenin fotoğrafları vardır.
1990’larda sahil doldurulur,
2004 yılında doldurmuş olan sahile yeni iskele inşa edilir. İDO’nun Yalova’ya feribot seferleri buradan yapılır.
Anı olmadan olmaz…
Pendik 1960’larda bahçeli evlerin olduğu hoş bir semtti. Teyzemin kızı evlenip eşiyle ilk burada oturmuştu. Uğurlu gelmişti. Zengin oldular. Bu sefer ona göre yerlere taşındılar. Ama oraları uğurlu gelmemişti.
1970’lerde 3 arkadaş sahildeki balık lokantasına gitmiştik. Pendikli olanımız ısrarla davet ediyordu çünkü. Oturduğumuz restoran deniz kıyısı değil deniz üstüydü. Yedik, içtik. Hesabı istediğimizde o arkadaşımız garsona kendisinin Pendikli olduğunu belli eden espiriler yaptı. Garson anlamadı. Bu sefer apaçık oralı olduğunu söyledi. Garson onu tanımadığını söyleyince arkadaşımız çöktü. Herkes anlamaz bunu. O bir Muhit Çocuğu idi. Eski muhitlerde hiç samimiyetiniz olmasa da mahallenizden biri dışarıda size selam verir. En azından tanıdığını belli ederdi. Muhit kavramının bitişi o yıllarda başlamıştı.
İstanbul’da zengin yerleşimi olarak bilinen bölgeler vardır. Hepsinin içi karışıktır aslında. Sırf zengin yoktur yani. Gerçekten elit bir yerden bahsedeceğim sizlere. Kartal’dan gelip minübüs caddesinden Pendik’e girerken sağ tarafta denize doğru çıkıntı yapan kara parçası. Çevreden kopuk üç beş sokaklık bir yerleşimdir. Eskiden denizle sınırdı. Şimdi dolgu alanın yeşilliği ile.
Burada eşimin liseden bir arkadaşı oturuyor. Türkiye’nin en ünlü giyim markalarından birinin patronlarındandır. Bir gün eşimden lise sondaki kızına resim dersi vermesini rica etmiş. Amaç akademiye sokabilmek. Zira işleriyle ilgili bölümler orada. Moda vs. Eşim de ‘Olur’ demiş. Başladılar. Aklı başında bir çocuk. Eşim sadece kalem-fırça kullanmayı öğretmez. Müzelere, sergilere götürür. Dünya ressamlarını ve resimlerini öğretir. Yani kültürünü de verir. Bir gün bir kitap önermiş. Kız önce ‘hık mık’ demiş. Sonunda durumu açıklamış ‘Yaz tatilinde para kazanıp alabilirim ancak’. Tatilde ünlü bir hamburgercide çalışıyormuş meğer. Eşim şaşırmış ama uzatmamış. Kitabı kendi satın alıp ona hediye etmiş. Kızın annesini ilk gördüğünde durumu anlatmış. ‘O bizim zengin olduğumuzu bilmez’ demiş annesi. Babasız büyüttüğü kız çocuğu için böyle bir yöntem bulmuş meğer. Tartışmak haddimiz değil. Uzatmayayım. Kızımız akademide istediği bölümü kazandı. Okulu bitirdiğinde annesi ona sır olan durumu anlatmış. Tabii kızı çok şaşırmış. Sonra da onu başka bir şehirde bulunan fabrikanın başına geçirmiş. Diyeceksiniz ki ‘Ne güzel işte. Mutlu son.’. Hayır. Yıllarca durumunu benimseyen kızın hayali bambaşka bir şekilde oluşmuş. Okulu bitirip bir yerde çalışmak. Boş zamanlarında sergiler, sanat etkinlikleri gezmek. Halbuki fabrika İstanbul dışında. Üstelik yoğun iş temposundan boş zamanı olamıyor. Yani hayalleri hayal olmuş çocuğun. Duyduğumuza göre sık sık annesine ‘Yaktın beni anne’ diyormuş.
Günümüzde Pendik İskelesini çok kullanıyorum. Sık sık Yalova’ya gidip geliyorum oradan. Pendikle hep iç içeyim yani. Ama 1960’lı yıllardaki 10000 nüfuslu köy gibi halini bildiğim için biraz tuhafıma gidiyor. 1970’lerde sahildeki dönerci, biraz ilerideki tatlıcı, iç taraftaki bahçeli evler... Hoş bir yerdi eski Pendik.
İnanın Pendik yine hoş. Zaman ayırıp girin iç taraflara. Pişman olmazsınız. Tek sorun araba park yeri. Bu sorunun da sorun olmadığı yer var mıdır sanki?
ARİF ATILGAN 2026 EYLÜL

Yorumlar