SÜTLÜCE İSKELESİ
- 15 saat önce
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 saat önce
Sütlüce Beyoğlu ilçesi’nin 12669 nüfuslu mahallesidir. İskelesi dolayısıyla denizden de ulaşılır. Bizans zamanında ‘süt’ anlamında Galatyani denirmiş. Evliya Çelebi’ye göre oradaki ineklerin bol ve halis süt vermesinden dolayı Sütlüce adı konmuş. Osmanlı döneminde mesire ve sayfiye yeriymiş.
1923 yılında burada mezbaha açılmış. Mimarı Vedat Tek’tir. Özellikle 1950’lerden itibaren Haliç kıyılarına getirilen sanayi tesisleri mezbaha ile birlikte denize ve çevreye çok zarar vermişler.
1985 yılında mezbahada kesim durdurulmuş sadece et dağıtımı yapılmaya başlanmış. O yıllarda İBB Başkanı Bedrettin Dalan (1984-1989) ile ondan sonraki İBB Başkanı Nurettin Sözen (1989-1994) burayı Kültür Merkezi yapmak istemişler ancak bir şey yapılamamış. Daha sonraki İBB Başkanı R.Tayyip Erdoğan (1994-1998) Kültür Merkezinin temelini atmış ve 2009 yılında 5. Dünya Su Konseyi etkinliği ile açılışı yapılmış. Mimarı Cengiz Eruzun’dur. Cengiz bey, Ağbi dediğim meslektaş büyüğümdür. Kendisi 2000-2010 yılları arasında Mimarlar Odası’nı temsilen katıldığım 5 Nolu Koruma Kurulunda başkanlık yapıyordu.
Mimar Sinan’ın eseri Sütlüce Hamamı, Mihrişah Valide Sultan Camii (1792), tekkeler görülecek eski eserlerdir. Kağıthane’de 1970 yılında İstihkam Okulu vardı. Orada Yedek Subay sınavına girmiştim. Cenetten bir köşe gibiydi. Yeşillik içinde akan Kağıthane Deresi, köşkler vs.
Silahtarağa Elektrik Santralı 1914-1983 yılları arasında Avrupa yakasındaki bazı bölgelere 110 Voltluk elektrik sağlamıştır. Bölge, adını 4. Murad’ın silahdarı Yusuf Paşa’dan alır. Kömür Belgrad Ormanı’ndan çıkarılır, raylı sistemle Kağıthane’ye ve Santrala ulaştırılırmış… Elektrikli alet kullanırken 110’u 220, 220’yi 110 yapan transformatör (regülatör) kullanılırdı. Ben üniversitedeyken arkadaşımdan ödünç aldığım elektrogitarı yakmıştım. 110 Voltlukmuş. Kadıköy’de 220 Volta sokmuşum.
Sütlüce, Haliç’e Marmara’dan girildiğinde sağdaki son iskeledir. Aslında o kıyıda Halıcıoğlu ve Kağıthane İskeleleri de varmış ama onlar suyun sığlaşması dolayısıyla kullanılamaz olmuş.
İskele…
1913 yılında inşa edilir.
1967’de kapatılır.
1989’de tekrar açılır. Ancak derinlik 2m civarına geldiği için gemiler yanaşamaz.
1991 yılında yine kapatılır.
1993 yılında iskele yanar ve kullanılamaz hale gelir.
2 Kasım 1993 tarihinde tekrar açılır. Yanaşma yerinde deniz derinliği 2.1m’dir. Yani derin değildir. Bu sebepten Haliç’te vapur yerine büyük motorlar çalıştırılmaktadır.
Çevredeki Miniatürk 2003 yılında açılmış. 139 önemli binanın 1/25 ölçeğinde küçültülmüş modelleri sergilenir
2004 yılında Alibeyköy’de sel afeti olmuştu. Mimarlar Odası Afet Komitesi Başkanı olarak orada çalışmalar yapıyordum. Bir seferinde dönerken Silahtarağa Elektrik Fabrikasını keşfetmiştim. Terkedilmiş haldeydi… 2007 yılında buraya Bilgi Üniversitesi yerleşti… 2023 yılında orada öğrencilere Kadıköy sunumu yaptım...
1976 yılı... Serbest çalışıyorum. Birgün, daha önce çalıştığım işyerindeki şoförlerden biri ziyaretime geldi. Recep Efendi. Emekli olmuş ve semti olan Alibeyköy’de meyhane açmış. Israrla davet ediyor. Ben Anadolu Yakasında Küçükyalı’dayım. Orası Avrupa Yakasında Alibeyköy. Uzak. İşlerim de sıkı o sıralar. Ne kadar “hık mık” ettimse dinletemedim. Sonunda ikna oldum. Gün belirledik. Aslında bir yakınım işyeri açtıysa ziyaret ederim. Alış veriş yapar, ücreti de biraz fazla öderim. Ödediğim paranın uğur getireceğine inanırım... Sözleştiğimiz akşam iki arkadaşımla gittik. Hoş Geldin. Hoş Bulduk. Masaya oturduk. Recep Efendi ‘Uykulukları fırına vermiştim. Birazdan gelir.’ Dedi. ‘Uykuluk nedir?’ diye sordum. Dana ve kuzunun boğaz kısmındaki yağlı salgı bezleriymiş. Hayvan yaşlandıkça küçülürmüş. Hem yağ hem salgı bezi. Yiyemem. Aldı mı beni bir sıkıntı. Yüzüm düştü. Tat kaçırmak ta istemiyorum. Neyse... Uykuluk tepsisi geldi. Patates, soğan, domates ve sivri biberlerle birlikte iri kemik iliğine benzeyen uykuluklar… Kokusu nefis. Ama… Çatalın ucuyla bir parça alıp ağzıma attım, tattım. Sonra bir tane daha attım ve tattım. Sonra… Yumuldum. Böyle lezzetli bir şey olamazdı. Keyifli bir gece geçirdik.
Ummadığım yerlerde ummadığım lezzetleri tatmışımdır. Van Gölü kenarında İnci Kefali, Uluabat Gölü kenarında Turna Balığı... Sütlüce’nin Uykuluk’u da onlara eklenmişti o gün.
Uykuluk mezbaha olan yerlerde olurmuş. O sebepten biz bilmiyormuşuz. Alibeyköy’de küçük, Sütlüce’de büyük bir mezbaha vardı. Günümüzde ikisi de yok. Uykulukçular duruyordur herhalde.
Hep derim. Ben İstanbul’a aşığımdır. Havasına, suyuna, semtlerine, lezzetlerine…
İskeleleri yazarken çevresine ve anılara dalıyorum. Keyif alıyorum bu durumdan. Otoburların geviş getirmesi gibi.
ARİF ATILGAN 2026 MART

Yorumlar