MALTEPE’DE ÇÖKEN BİNA
1987 yılında inşa edilmiş bir bina geçtiğimiz günlerde çöktü. Gelin bu binanın durumunu inceleyelim. Medyada izledim. Herkes yazdı konuştu. Ama her konuya olduğu gibi buna da perde arkasından bakılıyor. Ben yine toplumun ‘Kral Çıplak’ diyen çocuğu olacağım.
Bina yasal haliyle 3 kat olarak inşa edilmiş. Söylenenlerin bir bölümüne göre iskan alındıktan sonra, bir bölümüne göre iskan alınmadan, üzerine 4 kaçak kat daha ilave edilmiş. İskan alındıktan sonra olamaz. Zira o durumda projede imzası olanların sorumluluğu olmaz. Sorumluluk belediye yetkilililerinde olur. Projede imzası olanları mahkemeye aldıklarına göre iskan alınmadan 4 kat ilave edilmiş.
Bunu inceleyelim… Kat alanı kaç m2, kaç daire bilmiyorum. Ortalama yazacağım. Amacım yapılan işin gizliden şıp diye yapılamayacağını göstermektir.
Kaçak olarak dört adet kat inşa ediliyor. Kabaca işlere bakalım… Her kat betonu için kamyonla kereste ve demir gelecek, o katın kalıpları hazırlanacak, demirler kalıbı yapılmış kata çekilecek ve döşenecek, beton dökülecek ki o yıllarda hazır beton da yoktu önce kamyonlarla çakıl ve çimento gelecek sonra sokakta harç karılıp kazanlarla yukarı taşınarak hazırlanmış kalıba dökülecek, 21 gün sonra kalıp sökülecek ve bir üst kata çıkarılıp aynı işlemler orada tekrar yapılacak. Yani her katın sadece betonunun dökülmesi 1 ay, 4 katınki 4 ay sürecek. Çatının yapılması da 1 ay sürse 5 ay sadece kaçak 4 katın betonu ve çatının örtülmesine gidecek. 2 ay da tuğlalarının örüldüğünü farz edelim. Bu iş için de her kamyonda 200 torba çimento olmak üzere birkaç kamyon çimento ve kabaca bir o kadar kum geldiğini farz edelim. Bunlar sokağa dökülecek orada harç yapılıp kazanla yukarı çekilecek. Atıyorum 4-5 kamyon da tuğla gelsin. Onlar da sokağa indirilip yukarı çekilecek. Yani herşey herkesin gözü önünde olacak. 7 ay sonra 4 kaçak katın kaba inşaatı bilmiş olacak. Geçelim ince işlere… Yerlere şap ve duvarlara sıva için kamyonlarla kum, çakıl, kireç ve yeteri kadar su harcanacağını düşünelim. Bunlar da sokağa gelecek, yere dökülecek, yerde karılacak, yukarı çıkarılacaktır. 2 ay da bu işlere koyalım. Etti 9 ay… İnce işlere gelelim. Mermer, seramik, parke, marley, kapı-pencere doğrama, boya-badana, dolap, mufak-banyo takımları gelmesi-montajı ve diğer işler. 2 ay koyalım. 1 ay da ıvır zıvır. Yani tam 12 ay. Özetle en az 1 yıl burada inşaat devam etmiş. Belediye görmemiş. Komşulardan şikayet te olmamış. Halbuki mıntıka mühendisleri neredeyse hergün temel, temel üstü, kaba bitimi, iskan vs gibi kontrollar için bölgelerinde göreve çıkarlar. Burası gözlerine ilişmemiş. Yazdıklarımın eksiği var fazlası yok.
Medyada açıklanan bilgilere göre durumun gerisini tahmin etmeye çalışalım. Bina bittikten sonra yani 1 yıl sonra 4 kaçak kat tespit edilmiş. Zapıt tutulmuş, encümene gitmiş ve yıkım kararı çıkmış. Sonra… Yıkılamamış. Çünkü belediyelerin yıkım ekibi yoktur. Bütçeleri de yoktur. Bu sebeple İBB’ye yazılır. İş oraya havale edilir. İBB kendisinin de yıkım ekibi olmadığını söyler. Prosedüre göre yıkım işi ihaleyle müteahhitlere verilecektir. Parası kabahatliden alınacaktır. Belli ki bu ihale yapılmamıştır. Bina da bugünlere gelmiştir.
Sonuç… “Herkes görevini yapmıştır. Ama bina yıkılmamış kullanılmaya devam etmiştir.” Sonuçta 1987’de yapılan bina 2026’da çökmüştür.
Diğer yandan…
Bir bina 39 yıl ayakta durduysa kendi kendine çökmez. Betonarmede yanlışlar eksikler olabilir. Ancak yapı yığma inşaat gibi çalışır. Üstelik 1999 yılındaki depremi bile yaşamıştır. Bence taşıyıcı sistemde (kolon, kiriş, duvar) eksiltme olmuştur. Şişeleri piramit gibi üst üste koyup alttan birini çekerseniz hepsi yıkılır ya… Onun gibi.
Bu tip binalar çoktur. Her yerde görebilirsiniz. Bunlara Kentsel Dönüşüm de uygulanamıyor. Örneğimize bakalım. Yasal kat sayısı üçtür. Ama yerinde yedi kat vardır. Kaçak dört kattakilere daire nereden verilecektir? Verildiğini farz etsek bile kaçak kattakiler konutu ucuza almışlardır. Ama diğerleriyle eşit sıfır daire isterler. Pekiyi de yasal konutu pahalı alanlar ne yapsın?
O yıllardaki inşaat piyasasına bakalım. Mimar veya mühendis projeye imza atar. Ruhsat işlemleri için gereklidir çünkü. Ama o imzaya göre ömür boyu herşeyden sorumlu olurlar. Gelecekte neler olacağını düşünmezler o sırada. Aslında bilmezler de. Belediye çalışanları ise yukarıda anlattığım gibidir. Bir yıl süreyle kaçak inşaatı görmezler. Sonra da kağıt üzerinde gerekeni yaparlar. Sorumlulukları yoktur. Pekiyi de pratikte öylemidir?
Pekiyi meslek örgütleri… Kamuda çalışanların meslek odasına kayıt zorunluluğu yoktur. Yani onlara odalar herhangi bir şey soramazlar. Buna karşın serbest çalışanların kayıt zorunluluğu vardır. Dolayısıyla onlara meslek örgütü de onur kurulu vasıtasıyla hesap sorar.
SONUÇ…
30-40 yıl önceki inşaatın sorumlusu olarak projede imzası olan 70-80 yaşına gelmiş meslek insanlarını yakalayıvermek yanlıştır. Esas kağıt üzerinde temize çıkan ama pratikte gerekeni yapmamış olan belediye yetkililerine bakılmalıdır. Ama onları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu korur. Serbest çalışan mimar mühendisin ise koruyanı yoktur.
AYRICA…
Mimar, mühendis hatta müteahhit yaptığı işten ömür boyu sorumlu olmamalıdır. Her projenin başında nöbet mi tutacaklardır. Devlet ihalelerinde Kati Kabul yapıldıktan sonra bu insanların işi biter. Serbest piyasada da öyle olmalıdır.
Üşenmeyin. Alttaki LİNKlere tıklayın ve bu konudaki önerilerimi okuyun. Özetle diyorum ki bitmiş binaların ömür boyu bir yetkili teknik sorumlusu olmalıdır. Sorumlu teknik elemana haber vermeden çivi çakılmamalıdır. Ama bu iş ayrı bir yapılanmayla olmalıdır.
ARİF ATILGAN 2026 EKİM

Yorumlar